3 Ekim 2009 Cumartesi

BÖYLE BUYRDU BERDUŞ-1

BÖYLE BUYURDU BERDUŞ - 1
Ne evim var ne işim
Ne eşim ne sevgilim
Gözüm görmez hiç, derimin gördüklerini
Ne göğün mavisine imrenir ne güneşin sarısına özenirim
En sevdiğim nesnelerdir kağıtlarım ve kalemlerim,
Yemek seçmem, gün seçmem
Benim olmayanın yanından geçmem
Onurdan üstün şey bilmem
Kazık atmadığı sürece insan da seçmem,
Her şey yatay açılırken evrende
İki şeyden biridir mutluluk dikey açılan
O da aptallığın dikey açılımı,
Çünkü yoz insanlar hep ben olmak ister
Ben olmak, evrene direk dikilmek ister
Ben olmak, evrene ben, ben, ben diye çığlıklanmak ister,
Başın göğe erdi mi diye sorulur o yüzden böylelerine hep
Yani mutluluğu çok açılmış olanlara dikey
Ve arkasından kına sunulur, yatay altın tabakda,
Ben bu yüzden hep yerlerde sürünürüm
O yüze uğramam, uğramak da istemem hiç
Kafamı sokacak kadar bir kümes değil
Yeter kitaplarımı koyacak kadar kitaplık
Ve günde iki kap yemek, yarım ekmek, beş bardak çay
Ey ruhum sen, yokluğun varlığını, hiçliğin hepliğini iç,
Sekiz metrekarelik odamın
Ne penceresi vardır ne kapısı ne de sıvası
Saray verseler önünden geçmem
Kişi sarayda başka, kulübede başka düşünürmüş
Sarayda kıral aramaktansa, soytarısına sorup
Kulübede bilge aramak, insan olana yeter,
Alçak yerlerde kuşlara da rastlanır, sürüngenlere de
Kuşlar uçarak, sürüngenler sürünerek düşmüşlerdir
Uçarak düşene, kötü insan
Sürünerek düşene, bilge demişlerdir,
Açsam da tokum derim
Güleç yüzlüyümdür genelde
Öyle ki ölüyor olsam şaka yaptığım sanılır
Mutsuzluğumla ilgilenmem, mutluluğu sevmem
Bir içki bardağına sığabilen ya da çift kişilik bir yatağa
Gülümsemek için cilalı dişlerimi değil
Ruhum yağsız dişlilerini kullanır,
Düşlerimde yok ne dayalı döşeli güzel bir ev
Ne gıcır bir araba ne de külüstür
Ne de ya bön bön ya da boyalı cinsel organ gibi bakan
Bir eş ya da sevgili,
Eskiler giyerim, yeni bir şey almam pek
Ayakkabılarımda da, üstümdekilerde de
Yaşamın diş, tırmık izleri ve tozu, kiri, külleri.
Yeni şeyler giyip, üstümde ense yapmalarını istemem
Bir tabak ızgara köfte ve bir tabak kepek çorbası konulsa önüme
Izgara köfteyi seçmem,
Kıl biri, derler bana ve gıcık
Yozluğun boğazına takılmış bir gıcık
Ve sulu köftesine düşmüş bir kıl
Olmak hiç de kötü şey değil
Olabilir, niye olmasın
Doğru şeylere eğri durmamak
En sevdiğim geometridir ,
Felsefeyle yatar, felsefeyle kalkarım
Felsefeyle konuşur, felsefeyle anlarım
Felsefeyle yürür, felsefeyle ölçerim
Felsefeyle ister, felsefeyle veririm
Mutlu insanlara önem vermem hiç
Mutluluk aptallığın dikey açılımıdır
Mutsuz olsun, çamurdan olsun
Mutsuzluk bilgeliğin dikey açılımıdır,
En acımasız insanlar, sanatçılardan çıkar
Acımasız olup da sanatla uğraşmayan yoktur hiç
Engizisyon bile inletirken inim inim insanları
Bir yandan da kiliselerin yüksek tavanlarını süsledi,
En acımalı insanlar kimlerdir bilir misiniz
Nereden bileceksiniz
Çünkü hiç ilgilenmediniz büyük olasılıkla
Bilgelikle, delilik dediğiniz
O yüzden ki kuyuya atılan deli taşının arkasından giden kırk kırık
kişi gibi
Kitle kitle, bazı insanlar , o deli bilgelerin arkasından giderler,
En güzel gözyaşları, mutsuz insanın gözyaşlarıdır
Değerli bir kabı doldurmak ister gibidirler gizlice
Mutlu insanın gözyaşları atık suya ya da sidiğe benzer
Dolu bir kabı boşaltmak gibidirler
Üstelik şımarıkça, gösterişle
Birkaç metre daha çok öteye.

Necdet Gürçiftçi
2009-eylül